Abdal Ata

“Malazgirt Savaşı sonrası ile Moğol istilası sırasında ve sonrasında Anadolu’ya gelen Türkmenler sathî bir İslam anlayışına sahipti. Şehirlerde yaygın olan Fars kültürü temelli Şii inancının etkisinin uzağında kalan Türkmenler, Türkistan sahasında Sünnî medrese itikadının da uzağında idiler. Anadolu’da da dinî bilgileri şifahî olarak dillerini kolayca anlayabildikleri abdal, ata, dede ve baba unvanlarını taşıyan Yesevî, Kalenderî, Haydarî, Vefaî ve Babaî gibi dervîş ve şeyhlerden öğrendiler. Muhtelif tarikatlara mensup olan bu dervîşlerin Türkmenlere öğrettiği Müslümanlık, onların yaşayışına uygun, sade ve daha çok menkıbelere dayalı, tasavvufi yönü, yani duygusallığı ağır basan bir inançtı. Onlar 1240 tarihinde meydana gelen Babaî isyanının yaşattığı sarsıntı neticesinde devlet baskısının artmaya başlamasıyla, Anadolu’nun muhtelif yerlerine en çok da uç bölgelere çekilerek faaliyetlerini farklı isimler altında sürdürmeye başladılar. Rum Abdalları olarak adlandırılan bu dervîşler, kendilerine yeni faaliyet