Dokuma

Orta Asya yaylalarında toprak evlerinde yaşayan Türk toplumu o dönemde yazıdan ve sözden daha derin önemli “mana”ları keşfettiler. 21.yüzyılın yapay zekâ dehalarıyla yarışırcasına 3000 yıl önce koyunların yününü kırkıp yıkadılar. Taraklarda tarayıp kirmanla eğirdikleri ipleri çileler yaptılar. Simyacılara inat bozkırın cevizi, sütleğeni, çivitotu, papatyası, cehrisi, palamudu, kökboyası ve börtü böcüsüyle boyadılar. Günümüz kimyacılarının laboratuvarlarında çalıştığı boyayı life giyindirmenin kitabını yazdılar. Ağaç Gölgelerinde ağırşaklarla gerdikleri “ıstarlarını tuval yapıp” yanışlarıyla empresyonizmi, ekspresyonizmi, kübizmi, sürrealizmi kıskandıran dokumalar yaptılar. Yapılan dokumalar yer yaygısı olmanın ötesinde üzerinde taşıdıkları kültürel değerlerle kadim uygarlığımızın şifrelerini belirlediler. Üç boyutlu formları iki boyutlu ve elle tutulur bir düzleme renkler ve şekillerle sadeleştirerek ve manaları gizleyerek indirgeyebilme kabiliyeti, bu muhteşem estetik kadim medeniyetimizin hamurunda yoğrulmu