Katım

Güz mevsiminin yaklaşmasıyla çobanlar, sevinirken, mal sahipleri üzülmektedir. Çünkü katım, çobanların güttüğü malı sahiplerine teslim günüdür. Öteden beri söylenen bir söz varıdır. “Yıllığı yitmiş çoban gibi” bu deyim, serbeste çıkan çobanın davranışını çok güzel ifade etmektedir. Mal sahipleri üzgündür, çünkü bir yaz boyu beraberce oturdukları komşularından ayrılacaklar ve mallarını yeni bir çoban bulabilme endişesi yaşayacaklar, nihayet koç ve teke katımı olan 10 eylül gelmiştir. Ağustos başından beri bağda olan koçlar ve oğlaktaki tekeler rengarenk çeşitlerle süslenir, ayrıca koçlara aşı toprağından yapılan çamur sürülür. Koçlar ve tekeler bir araya getirilir. Koyakta kadın erkek kim varsa herkes toplanır, teke ve koçlara çocuklar biner, arkaya bakılmadan süratle tohumluklar sürüye katılır. Teke ve koçların kadın erkek beraberce sürüye katılmasının sebebi oğlak kuzuların erkek ve dişi olarak karışık kuzulamaları sağlamaktır. Tohumlukları, şayet kadınlar katarsa döller dişi, erke